aktifinisiyatif

Mesajlar Etiketlendi ‘istanbul’

Heey Taksi! -4

In Heey Taksi! on Kasım 16, 2008 at 2:24 pm

00265764

Önceki yazıdan devam
serinin tamamı için:
http://aktifinisiyatif.wordpress.com/category/heey-taksi/

Taksiler ve güvenlik

Malum taksilerin birçoğu yakıt olarak LPG tercih etmektedirler. Uygun şartlarda takılmış LPG tankları güvenli olabilmektedir. Peki merdiven altı tamirhanelerde takılan LPG’ler ne kadar güvenli,  bilemiyoruz. Bindiğimiz taksinin LPG dönüşümü güvenli bir ortamda mı yapıldı, bilemiyoruz. Bindiğimiz taksi korsan mı yasal mı onu dahi bilemiyoruz. Canımızı emanet ettiğimiz şoförler nasıl bir eğitimden geçti, bilemiyoruz. Neden ön koltuktaki güvenlik amaçlı başlıkları söküyorlar ve trafik polisi buna nasıl müsaade ediyor, bilemiyoruz. Aracın bakımları düzgün yapılıyor mu, bilemiyoruz.

Bu ve benzeri sorunları tek tek yönetmeliklerle, yasaklarla kontrol altında tutmaya çalışmak bize göre şark kurnazlığından başka bir şey değildir. Yasaklarla bu tür sorunların önünü alamazsınız sadece rüşvet mekanizmasının çarklarını yağlarsınız. En etkili ceza vatandaşın özgür iradesiyle, yukarda belirtilen eksiklikleri olan taksileri seçmeyerek vereceği cezadır. Ama bugünkü durumda at iziyle it izi birbirine karıştığından hangi taksinin problemli hangisinin nizami olduğunu bilemiyoruz. Bu da bizim özgür seçim hakkımızı elimizden alıyor. Daha önceki yazılarda belirttiğimiz gibi şirketleşme olmuş olsaydı bu gibi güvenlik konularında önlem alan ve almayan markalar belli olacak, vatandaş da tercihini önlem alandan yana kullanacaktı. Güvenlik önlemleri almayan şirket ise bir süre sonra, tercih edilmeyerek uğradığı ticari kaybın güvenlik masraflarından fazla olduğunu farkedecek ve ister istemez bu önlemleri almaya yönelecekti.

ileri okuma:
Sahipsiz Sorunlar / Kürşat Bumin

LPG deposu patlayan bir taksi ile ilgili haber

Heey Taksi! -3

In Heey Taksi! on Kasım 14, 2008 at 10:16 am

9717

Önceki yazıdan devam
serinin tamamı için:
http://aktifinisiyatif.wordpress.com/category/heey-taksi/

Şirketleşmenin sıradan taksi yolcusuna neler getireceğini daha iyi kavramak için taksi plakalarının 3 farklı şirkette toplandığı bir İstanbul düşünün. Taksiler temelde sarı kalmakla beraber kapıları her şirketin kendi renginde boyanabilir. Böylelikle hangi şirkete bağlı bir araçta seyahat ettiğimiz konusunda bilgi sahibi olur, seçim yapmakta özgür oluruz. Böyle üçlü bir sistemde rekabet kendini hemen hissettirecek ve taksi şirketleri reklam, halkla ilişkiler gibi çalışmalara yöneleceklerdir. Bu başlı başına bir pazar yaratacak bugün bu anlamda reklam sektörüne katkısı “0″ olan taksicilik sektörünün azımsanamayacak bir katkısı oluşacaktır. Rekabet ardından fiyatlara yansıyacaktır. Taksimetre ücretlerinde belli oranda indirime gitmelerini bekleyebiliriz şirketlerin. Mesela lacivert kapılı A firması TV’ye verdiği reklamlarda Lacivert Taksi kartına sahip yolcuların belli oranda indirim alacaklarını duyurur. Bu kart aynı zamanda kredi kartı gibi de kullanılmakta, her Lacivert takside bulunması zorunlu olan POS makinasından, üzerinizde bozuk para -hatta hiç nakit- olmasa bile kuruşu kuruşuna ödemenizi yapmanız mümkün olamaktadır. (Taksilerde bozuk paranın nasıl bir dert oyduğunu herkes biliyor sanırım)

Kırmızı kapılı şirket ise Lacivert kapılı şirketin bu ataklarına karşılık seyahat keyfini artıracak hizmetlerle karşılık vermek isteyecektir mesela. Taksilerde günlük gazete bulundurulması zorunluluğu, araçların 3 yaşın üstünde olmamaları, trafiğe çıkmadan her gün iç ve dış temizliklerinin yapılıyor olması, piyasadaki küçük araçların değil arka koltukta müşterilerin rahatça oturabileceği genişlikte araçların (belki tek tip) tercih edilmesi, 8 kanal kulaklıklı müzik yayını.. vs. vs.

Sanırım mantığı anladınız, uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Prensip olarak rekabet içindeki şirketler bir diğerinden müşteri kapabilmek için sürekli yeni hizmetler ve politikalar üretmek durumunda olacaktır.

Bugün de bazı işine bağlı, düzgün taksiciler yukarda bahsedilen hizmetlerin bir kısmını kendi imkanlarıyla yolculara sunmaya çalışmaktadır fakat şirket politikası haline getirilmeden bu tür çabaların bir yere varması beklenemez.

ileri okuma: Konuya Erdil yaşaroğlu’ndan mizahi bakış
http://www.erdilyasaroglu.com/diyomki/index.php/ford-transit-taxi/

Cumhuriyet Kenti İstanbul -2

In Cumhuriyet Kenti İstanbul on Kasım 13, 2008 at 1:25 pm

map
Önceki yazıdan devam/
serinin tamamı için:
http://aktifinisiyatif.wordpress.com/category/cumhuriyet-kenti-istanbul/

İstanbul’a yapılacak Cumhuriyet anıtının yeri

Taksim olmaz. Çünkü yeteri kadar heybetli olmasa da belli bir tarihsel ve kültürel değeri olan bir Cumhuriyet anıtı var, Taksim meydanında.

Beşiktaş’ta da bir anıt var, evlerden ırak. Onun yıkılıp yerine başka bir anıt yapılması da pratik bir çözüm değil.

Boğaz boyu şehrin kalabalığından uzak.

Etiler, Ulus tarafı fazla elit. Sİrkeci-Eminönü-Karaköy- Üsküdar fazla geleneksel, Osmanlı dokulu.

Aksaray, Fatih, Edirnekapı.. Bilemiyorum

Kadıköy fena bir alternatif değil. Kadıköy halkı da böyle bir anıtı sahiplenme konusunda daha istekli olacaktır.

Fakat Kadıköy’e yapılırsa Bakırköy’lülerden haklı itiraz gelebilir.

Bizim önerimiz, boğazın Marmara tarafından girişine yapılacak suni bir adaya yerleştirilmesi bu anıtın. Kaidesinin altında büyük ve modern bir Cumhuriyet müzesi. Batıdaki örneklerinin önüne geçebilecek, sürekli etkinliklerle dinamik tutulacak bir müze. Okul çocuklarının toplu gezilerle gitmeye can atacağı türden eğlenceli deneyimsel bir yer. Sıradaki yazıda bu müzenin nasıl olması gerektiği konusuna yurtdışından örneklerle açıklık getirmeye çalışacağız.

Heey Taksi! -2

In Heey Taksi! on Kasım 8, 2008 at 8:07 pm

imperiaflex

Önceki yazıdan devam
serinin tamamı için:
http://aktifinisiyatif.wordpress.com/category/heey-taksi/

İstanbul’da (diğer büyük şehirlerde de benzer durumlar söz konusu olabilir) taksilerle ilgili bir sıkıntı olduğunu önceki yazıda belirtmiştik. Çözüm önerimiz ise taksi işletmeciliğinin özelleştirilmesi. Model olarak cep telefonu operatörleri alınabilir. Yani İstanbuldaki yaklaşık 18000 taksinin (30000 kadar da korsan olduğu söyleniyor, aynı zamanda bu problemin çözümü de şirketleşmektir) işletme haklarının ihale ile yerli-yabancı sermayeye açmak. Matematiğim pek iyi değil, hesabı siz yapın 18000 X 600 milyar… Sanırım burda milyarlarca dolardan bahsediyoruz. Kimin ne şekilde kontrol ettiğini tam olarak bilemediğimiz milyarlarca dolarlık bir pazar. Böyle bir ihalenin ekonomiye yapacağı katkıyı düşünün. 7-10 milyar dolar sıcak para. Türkiye’nin çoğu zaman IMF’den talep ettiği rakamlara denk bir girdi. Hem de kimseye el açmadan basit bir düzenleme ile elde edilebilecek bir gelir. Tabii politik olarak bu kararı almanın zorluğu ortada. Popülist iktidarlar esnafın tepksinden çekiniyor. Halbuki bu aslında bir kazan kazan durumu. Kimsenin malını kimsenin elinden zorla almıyorsunuz. Yapılacak ihale sonunda plaka başına rayiç bedel ne ise en az o kadarını hak sahibi alacaktır, belki fazlasını. Burdan edindiği sıcak parayı da başka alanlara yatırırsa ekonomiyi hareketlendirerek, çok sevdiği vatanına milletine bi hayrı dokunmuş olur belki..

Şirketleşme nasıl olacak, neler getirecek, gelecek yazıda..

konuyla ilgili Hakkı Devrim’den
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=191368


Cumhuriyet kenti İstanbul -1

In Cumhuriyet Kenti İstanbul on Kasım 6, 2008 at 8:39 am

taksim

İstanbul oldukça uzun bir geçmişe sahip bir şehir. Nerdeyse her köşebaşında İstanbul’un geçmişindeki farklı dönemlerin izlerine rastlamak mümkün. Roma, Bizans, Osmanlı.. Görünüşe göre Cumhuriyet İstanbul’a pek uğramamış. Cumhuriyet dönemi yapıları deyince aklımıza, Taksim’deki 3,5 metreküp anıt, iktidarın bi türlü yıkamadığı AKM, bir de trafikten başka bir şey çağrıştırmayan boğazdaki iki köprü geliyor. (Boğaziçi köprüsündeki “Too much gay” ışıklandırma ayrı bir kampanya konusu)

Uzatmadan konuya girelim, İstanbul’a, İstanbul’un Cumhuriyeti sahiplendiğini gösterecek simgesel bir anıt lazım. Gerek mimari, gerek teknolojik açıdan meydan okuyan bir yapıt.

İlk olarak böyle bir yapıtın gerekliliğinin kamuoyuna anlatılması, ardından yapılacak anıtın nereye, ne şekilde yapılacağı ve nasıl bir şey olması gerektiği konusunda tartışmanın başlatılması gerekiyor.

Devam edeceğiz…
Konuyla ilgili tüm yazılara burdan ulaşabilirsiniz.

Heey, Taksi! -1

In Heey Taksi! on Kasım 5, 2008 at 8:55 am

taksi

İstanbul’daki taksi rezaletini uzun uzadıya anlatmaya gerek var mı bilemiyorum. Yakın mesafeye gitmez, o yönde trafik vardır ordan değil şurdan gider, bozuk para bulundurmak müşterinin göreviymiş gibi davranır afra tafra yapar, piyasadaki en hacimsiz arabaları kullanır üstüne şoför koltuğunu en arkaya yaslar, istifini bozmaz bacaklarını o aralığa sokuşturmanı bekler, “koltuğu biraz çeker misiniz” türünden bi şeyler söyleyecek olsanız, söylenir, trafik kurallarını umursamaz, diğer sürücülerle sürekli dalaşır, aracı çoğu zaman pistir, LPG ya da ayak ya da ikisinin karışımı olan zehirli bir gaz kokar, arka camların kolu çalışmadığından gazın etkisi katlanır… vs. vs.

Peki ne yapalım? “Naapalım, mukadderat!” deyip razı mı olalım, paramızla rezil mi olalım. “Efendim Türk insanının eğitim seviyesi bu, eğitim şart, zart, zurt” mu diyelim? Batıdaki taksi şoförlerinin doktoraları mı var? Peki fark nerde?

Fark esnaf kültürüyle şirket kültürü arasında.
Ev ödevi olarak siz bu konuyu biraz düşünün, devam edeceğiz..

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.